|
Konak Pier’in Tarihi
Dönem kapitülasyonlar dönemi. Gümrükler Fransızların elinde. Ege Bölgesi ürünlerinin yurt dışına çıkarıldığı yer İzmir Limanı. Sahil şeridi dar. Binalarla deniz kıyısı arasındaki dar alan teknelere yüklenmek üzere malların yığıldığı alan. Aynı zamanda dolaşım alanı. Oteller, gazinolar, restoranlar, özel tüccar kulüpleri, kahveler, tüccar yazıhaneleri, jandarma ve gümrükçü kulübeleri sahil şeridinde. Bu binalardan çıkanlar kendilerini, el arabaları, at arabaları, rıhtıma yığılmış üzüm-incir çuvalları, tütün balyaları, develer, deveciler, hamallar, tren, atlı tramvay, arasında buluyor. Rıhtım şeridi taş parke kaplı. Eski harabelerden sökülmüş iri mermer kesme taşlarla rıhtım kenarı inşa edilmiş durumda.
Fransızlar Sadrazamdan rıhtımı doldurma izni alıyor. En stratejik mevkii seçiyorlar. Kendi işletme imtiyazı altında olan Basmane Garını denize bağlayan yolun (Fevzi Paşa Bulvarı) uzantısındaki alanı 42 m genişliğinde ve 15 m denize doğru dolduruyorlar. Daha ileride yapılmış dolgu arasında kıyı taşlarının bulunması bunu gösteriyor. Dolguda moloz malzeme kullanılıyor. Dolgu kenarlarını iri kesme taşlarla sınırlamışlar. İki ahşap kulübe dikip bu alanı gümrüklü mal depolama alanı olarak kullanıyorlar. 1950’li yılların başı. Kıyı taşlarının bu dolgu alanı sınırında devam ediyor olması bunu gösteriyor.
Birkaç yıl içinde tek katlı bir Gümrük Binası inşa ediliyor. Bina 30 m x bir kenarı 5.00m diğer kenarı 7.00 m. Binanın kapısı üzerindeki levhadan 1954 yılında tamamlandığı anlaşılıyor. Karaya bakan cephesinin peşli olması mevcut rıhtım taşlarının temel olarak kullanılmış olmasından. Teras çatılı binanı su yalıtımı mermer tozu katkılı horasan harcı ile sağlanmış. Tavanda Volto döşeme kullanılmış. İhraç mallarının arabalarla, develerle dolgu alanına kontrollü geçirilmesi için İki büyük kapı yapılmış. Kapıların her iki yanında gümrük memurlarının ve güvenlik güçlerinin çalışma ofisleri bulunuyor. Fransızlar elde ettikleri rıhtımı doldurma imtiyazını pekiştirmek için binanın prestij binası olmasına özenmişler. Oranlı ve karaya bakan cephesi taş söveli pencereler ve kapılarla, architrav görevi yapan çatı parapeti ve bina aksındaki süslemeleri, köşeleri sınırlayıcı dairesel yontulmuş köşe taşları ile bu özeni ifade ediyor.
İşte, deniz doldurularak yapılan bu ilk yapının (o zaman mendirek ve Pasaport İskelesi inşa edilmemiş durumda) rıhtım şeridinin deniz tarafında yer alması ile ileride geliştirilecek binanın kentle deniz ilişkisi de şekilleniyor.
Fransızlar ihtiyaç duydukça denizi doldurarak gümrüklü malların depolanma alanını denize doğru genişletiyor. Dolgunun yapılmasının ikinci gerekçesi olarak, deniz nakliyatında daha büyük tekne ve gemilerin kullanılmaya başlanması ve mevcut kıyıdaki su derinliğinin bu gemilerin yanaşmasına izin vermemesi.
Sonuçta, denizin dolgusu 40 m genişliğinde bir şerit olarak 100 m uzunluğu aşıyor. Bu dolgu aynı zamanda kısmi bir dalgakıran vazifesi görüyor.
Bu dolgunun en son ucuna ilk olarak inşa edilen “Fransız Gümrük Binası” ile aynı boyutlarda, aynı planda (30 x 5m), aynı inşa tarzında ikinci bir bina daha inşa ediliyor. Bu binanın 1860’dan sonra inşa edildiği sanılıyor. Tek katlı olarak inşa edilmiş bu binaya iki yüksek kapıyı bölen volta döşeme ile ara kat ilavesi yapılmıştır. Daha sonra, 1900’lu yılların başlarında yığma tuğla duvarlar ve 1. kat tavanı betonarme döşeme olarak ikinci bir kat ilave ediliyor. Betonarme döşemesi üzerine oturtma ahşap makas ile çatı strüktürü bulunmaktadır. Daha ileriki yıllarda binanın Güney cephesine ilave merdiven inşa edilerek üst katının bir bölümünün bağımsız kullanılması sağlanmıştır. Bu bina herhalde giderek artan ithal mallarının girişinin kontrolü için yapılmış. Son dönemlerde kılavuz kaptanların çalışma ve dinlenme mekanı olarak kullanılmış olduğundan bu binaya “Kılavuz Kaptanlar Köşkü” dedik.
Gümrük işlemlerinin ve hacminin artması nedeniyle dolgu alanın her iki ucuna inşa edilmiş olan binalar yetmemeye başlayınca, dolgu alanın orta kısmına 2 katlı yığma taş Gümrük yapısı inşa ediliyor. Yıl 1865-70. Zemin kat tavan döşemesi volto (voulted) olan binanın çatısı düz teras çatı olarak yapılmış. Bir dönem ahşap oturtma çatı üzerine marsilya tipi kiremit ile kaplanmış. 1954 yıllına kadar Gümrük binası olarak kullanılmış bu binanın çatısı çıkan bir yangında yanmış ve üst kat döşemesi çökmüş. Binanın, dolgu alanın her iki yanındaki rıhtıma olan cepheleri özenle düzenlenmiş; oranlı bir bina. Cephelerde masif beyaz kesme mermer payandalara oturtulmuş tamamı mermer balkonlar, beyaz mermer söveli pencere ve kapılar bulunmakta. Moloz yığma taş duvarlar serpme sıva ile kaplanmış. Binanın boyutları 30m x 16,55m. Binanın bu boyutlarda planlanmış olması ve konuşlandığı yer, daha ileride yapılacak inşaatların da planlanmış olmasından kaynaklanıyor. Dolgu alanının her iki ucundaki binalar ile bu bina arasındaki boşluklar zamanla 5.00 m akslarla inşa edilmiş binalarla doldurulmuş. Bu binayı “Taş bina” olarak adlandırdık.
İlk aşamada, 1975 yıllarında bu binanın her iki yanına 8’er adet x 5.00m akslarla moloz taş duvar ve ahşap kolon ve çatı makasları ile kapalı depo binaları inşa edilmiştir. O güne kadar açık alanda depolanan malların korunması sağlanmış bu şekilde. Bu binanın yapıldığı dönemi ve üzerindeki kitabeden sadrazam talimatıyla yapıldığı dikkate alınarak “Osmanlı Gümrüğü Binası” dedik.
1870-1875 yılları arasında bu 3 binanın aralarına, birisi 9 x 5.00 m, diğeri 11 x 5.00 m akslarında, döküm kolonlarla taşınan çelik profil çatı makasları şeklinde bina “Antrepo Binaları” ilave edilmiştir. Binaların çatıları ahşap kiremit altı tahtası üzerine marsilya kiremit kullanılarak örtülmüştür. Osmanlı Gümrük Binası depo kısımları ile antrepo binaları bu etap inşaatlar sırasında açılan taş söveli arkadlı kapılarla ilişkilendirilmiştir. Ayrıca, bu iki çelik konstrüksiyon antrepo binası inşaatı sırasında moloz taş duvarlarda 15 x 40 cm nişler bırakılmış ve bu nişlere daire kesitli döküm kolonlar yerleştirilmek suretiyle sundurma ilavesi yapılmıştır. Nitekim daha önce inşa edilmiş olan Osmanlı Gümrüğü binasında bu nişler bulunmadığından 10 m ara ile kolon konmuş sundurmanın ara çelik makasları doğrudan sıvalı moloz taş duvarlara bağlanmıştır. Sundurma altındaki bu rıhtımın genişliği 11.50m’dir.
1905-1913 yılları arasında, deniz bir kez daha doldurularak, “Büyük Hol” olarak adlandırdığımız, bölüm inşa edilmiştir. Bu bölümün inşaatında içi boşluklu (çatı suyu drenajı için) font döküm dairesel kolonlar ile birer atlayarak çift UPN profil kolonlar ve çelik profil çatı makasları kullanılmıştır. Çatı örtüsü oluklu galvanize saçtır. Çelik profillerin üzerindeki markalamadan bunların Belçika’da imal edildiği anlaşılmaktadır. Temeller münferit betonarme olarak inşa edilmiştir. Aralarında bağlantı yoktur. Temel arasında beton kanallar, içi boş pik döküm kolonlardan inen yağmur sularını toplamaktadır. Kanalların taban kotu deniz suyu seviyesinden 10 cm aşağıdadır. Böylece en yoğun sağanaklarda bile kanalların şişmesi önlenmiştir. Bu holün döşemesi parke taş kaplanmıştır. Bazalt ve andezit karışık olarak kullanılmıştır. Büyük holde mal taşınmasını kolaylaştırmak için dekovil rayları döşenmiştir. Bir grid teşkil edecek şekilde döşenmiş rayların kesiştiği yerlerde arabaları 90 derece döndürerek dik hata geçmesini sağlayan rotüller yerleştirilmiştir.
1960’lı yılların başından itibaren binayı T.D.İ. kullanmaya başlamıştır. Kılavuz Kaptanlar Köşküne 1 kat ilavesi yapılmış, yanındaki antrepo trafo, jeneratör, hurda ambarı, araç park yeri, arşiv, voleybol sahası ve drolit bölme duvarlarla ofislere ayrılmış durumdaydı. Güney rıhtımındaki sundurma ise oluklu galvanizli saçlarla kapatılarak TDI’nin yedek parça deposu olarak düzenlenmişti.
Taş Bina ve yanındaki iki ahşap karkas antrepo binası 1974 yılında Deniz Kuvvetlerine verilmiş. Bir bölümü er yatakhanesi, taş binanın zemin katı, trafo, jeneratör, revir, diğer antrepo kısmı ise ahşap bölmelerle bölünmüş şekilde Komodorluk ofisleri şeklinde düzenlenmişti. Ayrıca, Fransız Gümrük Binasının da bir bölümü Komodorluk tarafından kullanılıyor.
1955-60 yıllarında, binanın yeni ilave edilen büyük holü yanında belediyeye ait 40 m2 parsel üzerinde balık satan birkaç dükkan bulunmaktaydı. Bunlar yetmeyince Belediye Büyük Holün Güney cephesinde “Balıkhane” düzenlendi. O dönemi yaşayan İzmirliler bu binaya “Balık Hali” adını taktılar ve öyle anıyorlar.
Binanın bu bölümünün bir kısmı (Güney rıhtımındaki sundurma altı) 1996 yılına kadar Belediyenin Şirketi TANSAŞ tarafından Araç Sevk Amirliği olarak kullanılmaktaydı. Aynı dönemlerde, Belediye Sundurma girişi ile Büyük Holün Gümrük Meydanına bakan Doğu Cephesi duvarı yanına briket ve tuğla duvarlarla ayırarak, bu bölümü ESHOT Otobüs Hareket Amirliği ve Koltuk Ambarı ve Atölye olarak kullanmaya başladı.
Büyük Holün tamamı ile Fransız Gümrük Binasına bitişik çelik konstüksiyon antrepo kısmı I.B.Ş.Belediyesi tarafından 1988 yılında ile T.C. Devlet Denizcilik İşletmeleri’nden kiralanmış ve Belediyenin Şirketi IZULAŞ tarafından OTOPARK olarak kullanılmaya başlandı. Araçların geçişi için taş söveli arkad kapılar genişletildi, duvarlarda delikler açıldı. O dönemi yaşayan İzmirliler bu binayı “Konak Otoparkı” olarak adlandırdılar.
***
Sizin de tespit ettiğiniz gibi, Gümrük Yarımadası kent hayatının ve kimliğinin dışında kalmış bir durumdaydı. Bunun iki temel nedeni olduğunu düşünüyorum. Yukarıda da açıkladığım gibi bina, kornişin, kentin bir dönem en canlı ticaret ve eğlence merkezi olan kordonun uzantısında deniz doldurularak ve mal depolamak üzere inşa edildi. Bu konumu ve işlevi zaten kent yaşamından kopuşunu oluşturan başlıca nedendir. İkincisi ise, Limanın taşınması ve Gümrüklü Mal Depolanması ihtiyacı bu alandan kalkması binayı işlevsel yönden iyice atıl duruma getirdi. Bir bölümünün sivil toplumun girmesi yasak olan Deniz Kuvvetlerinin, diğer bölümünün toplumla mekansal ilişkisi olamayan Denizcilik İşletmelerinin kullanımında olması binayı kent yaşamından kopuk bir duruma getirmişti.
Daha sonra binanın bir bölümün kısa bir süre Balık Hali olarak kullanılmış olması kentli ile bina arasında bir ilişkiyi yarattığını görüyoruz. Ancak Otopark olarak hoyratça kullanılması binanın ciddi bir şekilde hasarlanmasına yol açtı.
Aslında, 1924 ve devamındaki yıllarda yapılan ilk İzmir kenti İmar Planında limanın ve depoların buradan kalkması yer almıştır. Ancak, Belediyenin kaynak bulamaması nedeniyle gerçekleşemeyen bu konu 1950’li yıllarda yapılan yeni imar planı ile tekrar gündeme gelmiş.
Alsancak’ta yer alan eski Aydın hattı Garı yeni liman yeri olarak tespit edilmiş ve takip eden yıllarda yatırıma başlanmıştır. Bu uygulama sonucu gümrük depoları önemini kaybetmeye başlamış ve peyderpey terkedilmiştir.
Zaman içinde, bakılmayan binanın çatı örtüsünün de yer yer bozulması ve fener camlarının kırılması dolayısıyla dış hava şartları yapının içine girmiş ve bu da çelik konstrüksiyonun korozyonuna ve diğer tahribatları hızlandırmıştır.
1995 yılı sonlarında, proje çalışmalarından önce röleve ve durum tespit çalışmalarına başladık. 1996 yılı başında binanın fiziki ve işlevsel durumu şu şekildeydi ve buna aşağıda açıklayacağım müdahaleler yapıldı.
1- Denizden doldurularak elde edilen alan çürük bir zemine sahipti .
Zemini oluşturan tabakalar üstten alta doğru sıralanırsa, Zemin kaplaması olarak, binanın büyük bölümünde, yaklaşık 20/20, 20/30, 30/30, 20/40, 40/40 cm gibi boyutlarda 12 - 22 cm arasında değişen kalınlıklarda, görünen üst yüzü çaplanarak düzeltilmiş, alt yüzleri kırılarak koniklendirilmiş Bazalt ve andezit taşları kullanılmıştı. Bazalt parke taşları kalınlığı 5-9 cm arasında değişen iri kum tesviye tabakası üzerine döşenmişti. Kum Tesviye Tabakası altında yaklaşık 1.00 m civarında değişen kalınlıkta kum - moloz (çakıl, kum, silt, tuğla parçası, taş kırıkları, metal parçalar vb) dolgu tabakası bulunmaktadır. Moloz dolgu tabaka altında yaklaşık 9.00 m yükseklikte dişli kum – çakıldan oluşan bir dolgu tabakası yer almaktadır.
Zemin Suyu seviyesi, sondajın yapıldığı noktanın döşeme kaplaması kotu 0.00 m kabul edildiğinde -0.55 m ile - 0.80 m arasında değişmektedir.
Yığma Taş Duvar - Ahşap kolon ve makas ve kiremit çatı örtüsü şeklinde inşa edilmiş “Osmanlı Gümrüğü Binasının zemininde, vasıfsız moloz dolgu üzerine yaklaşık 20 cm kalınlığında kireç-çimento karışımlı kum ile oluşturulmuş harç tabakası serildikten sonra 5- 8 cm kalınlığında kum tesviye tabakası üzerine Bazalt Parke döşeme kaplaması yapılmıştı.
Zeminin bu özellikleri ile Zemin Emniyet Gerilmesi: 0.50 kg/cm2 altında olduğu belirlendi.
Sonuç olarak, dolgu zeminin taşıma gücünün zayıf olması, binada önemli ölçüde tasman olayını yaratmış (bina diyagonalinde kot farklılıkları tespit edilmiştir), zemindeki deformasyon binanın çelik strüktüründe önemli gerilmelere, dolayısıyla hasarlara yol açmış, moloz taş duvarların bünyesinde ayrışmalar ve önemli çatlaklar meydana gelmişti. Plankote çalışmaları sonucunda zemininde kot farklılıkları belirlendiğinden, aynı şekilde binanın çelik taşıyıcı sisteminin tahkiklerinde makas ve kolonlarda deformasyonlar gözlemlendiğinden, binanın Oturma Tahkikleri için yapılan ölçümlemeler sonuç olarak, hesap metodu ile bulunan değerlere yakın bir ortalama 3.445 cm oturma değeri belirlenmiştir.
2- Temellerin durumu bina yüklerini zemine aktarma görevini yapamaz duruma geldiğini göstermekteydi
Taşıyıcı duvar şeklinde inşa edilmiş yığma taş duvarların temellerinin Kesme Blok taş ve Betonarme mütemadi sömeller olduğu belirlenmişti.
I. Etap ta inşa edilen bölümde yer alan pik döküm kolonların temellerinde, 80 cm x 80 cm boyutlarında 25 cm yüksekliğinde kesme blok taş münferit sömel olarak kullanılmıştı Münferit sömeller, yine blok kesme taşların (yaklaşık 60 cm x 80 cm ve 30 cm yüksekliğinde) derzsiz olarak iri kum tesviye tabakası üzerine peş peşe dizilmesi ile münferit sömeller arasında B aksı boyunca bağ hatılı oluşturulmuştu. Buna dik yönde bağ hatılı bulunmamaktaydı.
II. Etap ta inşa edilen bölümünde kullanılan ahşap kolonların temelleri yoktu. 24 x 24 cm kesitindeki ahşap kolonlar, ahşap takoz ve dört yüzüne bağlanmış 10/50 mm kesitinde lamalarla doğrudan döşeme kaplama tabakası altında oluşturulmuş kireç, çimento ve kum karışımı tabakaya ankre edilmiştir. Bu şekilde oluşturulmuş temel sisteminde bağ hatılı yoktu. Muhtemelen 20 cm sertleştirilmiş tabaka yatay yüklere karşı direnç göstermekteydi.
En son Etap ta inşa edilen bölümde (Büyük Hol) pik döküm kolonların temellerinde, 100cm x 100 cm boyutlarında ve 20 cm yüksekliğinde beton (arme?) münferit sömel kullanılmıştı. Yuvarlak pik döküm kolonların oturduğu sömellerde 20 cm yüksekliğinde kesik piramit ampatman bulunmaktaydı. Münferit sömelleri birbirine bağlayan hatıllara rastlanmadı. Ancak yuvarlak kolonlar arasında 40/30 cm kanal kesitinde betonarme hatılla oluşturulmuş drenaj kanallarının bağ hatılı görevi yaptığı düşünüldü. Taş olarak inşa edilmiş temellerde tasman dışında başka bir yıpranmaya rastlanmadı. Betonarme temellerin çoğunda betonun çürüyerek çözüldüğü ve açığa çıkan demirlerin çok büyük ölçüde korozyona uğradığı görüldü.
Binanın oturduğu zeminin ve mevcut temellerin durumu göz önünde tutularak, ilk önce binaların oturduğu zemini ve temellerini güçlendirmek üzere işe başlandı. Binaların mevcut temellerinin tümü korundu. Yıpranmış olan taş ve betonarme temeller onarıldı. Temeller arası –0,10 m ile –0,30m kotuna kadar kazılarak zayıf bir dolgu niteliğindeki moloz dolgu malzemesi atıldı ve yerine 20-40 cm kırma taş serilerek sıkıştırıldı. Kırma taş dolgu üzerine bindirmeleri 30 cm olacak şekilde kalın naylon örtü serildi. Naylon örtü üzerine 5 cm kalınlığında grobeton serilerek koruma tabakası oluşturuldu. Koruma tabakası üzerine çift tabaka hasır çelik donatı yerleştirilerek 14 cm kalınlığında alt tabaka radye temel yapıldı. Hasır çelik donatılar mevcut taş ya da betonarme temellere çakılan demir çubuklara bağlandı. Bu tabakanın mevcut temellerle birleşme yerlerine su sızmasını önlemek için, suyla temas halinde şişen Voltren bandlar kullanılarak su yalıtımı yapıldı. Temellerde Zemin suyu (deniz suyu) etkilerinden korunmak üzere melment katkılı BS-25 standardında hazır beton kullanıldı.
Alt tabaka radye üzerine BTM PP 3000 membranlı şilteler kullanılarak su yalıtımı yapıldı. Su yalıtım tabakası üzerine 30 mm kalınlığında poliüretan levhalar serilerek ısı yalıtımı ve koruma tabakası oluşturuldu. Yalıtım koruma tabakası üzerine 10 cm kalınlığında hasır çelik donatılı BS-25 Betonu kullanılarak üst tabaka radye inşa edildi. Fransız Gümrüğü Binası ve Kılavuz Kaptanlar Binası temellerinde tasman ve yanal yük etkilerinin binayı etkilememesi için 60cm kalınlığında radye temel olarak yapıldı. Bu şekilde binanın tamamının mevcut temelleri onarılarak korunduktan sonra 25 cm kalınlığında radye temel oluşturularak ileriki dönemlerde yanal yüklerden etkilenmesinin önüne geçildi.
3- Yağmur suyu Drenaj sistemi büyük ölçüde hırpalanmış ve görev yapmaz durumdaydı.
İlk etapta inşa edilen antrepo binalarının denize paralel, kesme taş münferit sömele bitişik, ve bundan 80 cm mesafede olan bir güzergahta, aralarında 30 cm boşluk bırakacak şekilde 2 adet 18-20 cm kalınlıkta ve 40 cm yükseklikte beton hatılla drenaj kanalı oluşturulmuştu. Ortası delik pik döküm kolonlardan inen çatı suyu, kolonların oturduğu taş sömelde açılmış oluktan bu drenaj kanalına bağlanmıştı.
Bu şekilde oluşturulan drenaj kanalının üzeri 4-5 cm kalınlıklarda tabakalar şeklinde kesilmiş siyah kayrak taşı İle örtülmüştü. Drenaj kanalının tabanı yeterli eğimde (ölçülememiştir) kireç ve çimento katkılı harçla oluşturulmuştu. En son aşamada inşa edilen Büyük Holün çatı suları temel arasında bu drenaj şebekesine bağlanmıştı. Bu bölümdeki kanalların kesitleri ve kotları aynı, kapaklarının 10 cm kalınlıkta betonarme prekast plaklarla yapılmış olduğu görüldü.
Bu tespitlerin yapıldığı dönemde bu drenaj sisteminin görev yapı yapmadığı belirlenememişti. Çatı sisteminde yer alan çinko olukların görev yapmaz duruma gelmiş olması, çatıda suyun bu drenaj kanallarına aktarıldığı konusunda şüphe uyandırmaktaydı.
Temel inşaatlarına paralel olarak binanın temelleri arasında inşa edilmiş ve büyük ölçüde hasara uğrayarak işlevini yitirmiş, kendine özgün ve çok etkili çatı suyu drenaj kanalları onarıldı ve yapılan yeni ilavelerle çalışır duruma getirildi. Nitekim inşaat süresince 3 kez meydana gelen olağan dışı sağanak ve fırtınada bu kanalların mükemmel çalıştığı görüldü.
0.20 m kotunda olan kanal tabanları aynı kotta ve kesitlerde muhafaza edilerek deniz suyu etkilerine karşı katkılı ve donatılı beton kullanılarak yeniden inşa edildi. Kanal üst kapakları donatılı beton kapaklarla değiştirildi. Kanal kesişme noktalarından ve kolon çıkışlarında yer alan tüm rögarlar yeniden imal edildi. Kanalların temizlenmesine izin verecek şekilde ve yeni temel sistemine uygun olarak yeni rögarlar ilave edildi. Binanın Güney cephesinde denizin doldurulmasından dolayı kör duruma gelmiş olan drenaj kanalları yeni kanal ilaveleri ile çalışır duruma sokuldu. Deniz suyunun kanal içine (20 cm) girmesi ve 30 cm su yükselme payı konarak oluşturulan drenaj sistemi içine denizden girebilecek pisliklere karşı kanal ağızlarına paslanmaz çelik süzgeçli kapaklar ilave edildi.
4- Binanın moloz taş duvarları büyük ölçüde hırpalanmıştır
Yukarıda açıklanan dış etkiler ve tasman nedeniyle binaların moloz taş örgü duvarlarının bünyelerinde taşıyıcılık ve ayakta durma niteliklerini ciddi şekilde etkileyen çatlaklar, örgü ayrışmaları meydana geldiği belirlendi. İnşa edildiği dönemin koşullarında moloz taş duvar yüzeylerine uygulanan sıvanın birleştirici ve takviye edici özelliklerini yitirdiği ve duvar yüzeylerinden ayrıldığı saptandı.
Duvarlarda meydana gelmiş çatlaklara katkılı beton enjekte edilerek ve metal kenetler kullanılarak duvarlar gençleştirildi.
Büyük hasar görmüş olan Fransız Gümrüğü Binası dış duvarları ve ara bölme duvarları ile Büyük Holün Doğu cephesi duvarı her iki yüzündeki çürümüş sıvalar kazındıktan sonra her iki yüzüne gerdirmeli çelik profil ve lamalar monte edildi, bu profil ve lamalara hasır çelik kaynaklanarak sıva tutucu tabaka oluşturuldu. Bu şekilde takviye edilerek sağlamlaştırılan moloz taş duvar bünyesine ilk önce katkılı çimento haçlı sıva uygulandıktan sonra orijinaline uygun olarak çalı serpme (iri daneli) sıva ve düz sıva uygulaması yapıldı.
Moloz taş duvarların tamamı zemin rutubetini bünyesine çekmekteydi. Bunu önlemek üzere duvar diplerine ve bünyesine poliüretan enjekte edilerek yalıtım sağlandı ve duvar bünyesinde oluşan nemi dışarı atmak için PVA esaslı nefeslik tüpleri çakıldı. Binanın tüm duvarları moloz taş duvar olarak inşa edilmiş ve her iki yüzü sıvanmıştı. Sıva tabakası tamamen çürümüş ve dökülmeye başlamıştı. Bunu gidermek üzere tüm sıvalar söküldü ve yeniden katkılı çimento harçlı sıva ile sıvandı. Ancak, sıvaların sökülmesinden sonra ortaya çıkan duvar dokusunun bazı bölümlerde aynen korunmasının binaya daha olumlu bir katkıda bulunacağı kanısına varıldı ve sıvanmasından vazgeçildi. Bunun üzerine taş ve pişmiş tuğla duvar katkılı duvar örgüsünün tüm yüzeyleri kumlanarak temizlendi, derz tamirleri yapıldı, gerektiğinde niteliğini yitirmiş taş ve tuğlalar değiştirildi, yüzeylerine koruyucu malzeme sürülerek atmosferik etkilere karşı koruma altına alındı.
Büyük holün Güney kısmında inşa edilmiş çatı sistemini taşıyıcı B.A. karkas tamamen çürümüş ve hırpalanmış olarak bulunmuştu. Çatının sökülmeden onarılması prensibi benimsendiğinden bu strüktür takviye edilerek korundu ve 30 cm düşey delikli taşıyıcı tuğla duvar ile takviye edilerek projeye katıldı.
5- Binanın metal strüktüründe zaman içerisine, bakımsızlıktan ve dış etkilerden doğan önemli yıpranmalar oluşmuştu.
Binanın metal strüktürünün durumunu belirlemek için yerinde yapılan incelemelerde metal aksamın korozyon ve tasmanın yarattığı gerilimler nedeniyle kesit kayıpları ve kopmalar meydana geldiği gözlemlendi. Çelik strüktürde korozyondan dolayı 0.5 mm ile 1.00 mm arasında kalınlık azalması meydana geldiği tespit edildi. Binanın strüktürü zaman içinde bazı deformasyonlara uğramıştı. Temellere bağlanan ve çift U kullanılarak imal edilmiş bazı kolonların, zemin kaplama seviyesi altında kalan (yaklaşık 20 cm) nemli toprağın korozif etkileri altında kullanıldığı fonksiyonları yerine getiremeyecek ölçüde yıpranmış olduğu görüldü.
Binanın maruz kaldığı tasman ve yatay etkiler (depremler, fırtınalar, deniz ve kara taşıt darbeleri vb) bazı kolonların yatay düzlemlerde deplasmanına ya da düşey düzlemlerde şakul bozukluklarına neden olduğu tespit edildi.
Ana taşıyıcı makasları birbirine bağlayan boyuna kafes kirişlerde bağlantı kopmaları ve deformasyonlar meydana geldiği tespit edildi. Ana Taşıyıcı makaslarda korozyondan dolayı kalınlık azalmaları meydan geldiği görüldü. Bu durumun çelik makasların taşıma kapasitesini azalttığı tespitine yol açtı. Ancak taşıma kapasitesinin azalması binanın taşıyıcı sistemini etkileyen boyutlara ulaşmadığı ve güvenlik sınırları içerisinde olduğu saptandı. Ana taşıyıcı makaslarda gözlemleme ve yerinde yapılan ölçümlemelerde yapılan tespitlerde kayda değer sehime rastlanmadı.
5 adet çift-U kolonda, taşıt darbesi aldığından 0.40 - 1.00 m yüksekliklerinde deforme olduğu 2 adet çift U kolonda kesit küçülmesi meydana geldiği tespit edildi. Üç adet pik döküm yuvarlak kolonun yırtıldığı, 1 adetinin kopmuş olduğu belirlendi.
Metal çatı strüktüründe kullanılmış olan ve görev ve taşıyıcılık özelliğini yitirmiş tüm profiller perçin, blon ve kaynak bağlantılı olmaları dikkate alınarak ve orijinaline uygun profiller temin edilerek değiştirildi.
Çift UPN profil kolonların temele bağlantılarındaki yıpranma yeni takviye platinaları ve bayrakları ilave edilerek giderildi ve kesme kuvvetine maruz bu bağlantılar güvenceye alınmıştır. Darbeler sonucu deforme olmuş UPN profiller yenileri ile değiştirildi. Pik döküm dairesel kolonların kırılmış ve yıpranmış olanları aynı boyut ve şekilde imal edilmiş kolonlarla değiştirildi (7 adet). B.A. olarak imal edilmiş (9. ve 10. Bölümler birleşme köşesinde) kolon yerine pik döküm kolon konmuştu. Bu kolonları temel bağlantı platinaları ve bağlantı blonları yenilendir.
Özellikle çatı makaslarında darbe ve tasman gerilimi sonucu deforme olmuş tüm profiller yerinde düzeltildi.
Değiştirilen ve yerinde onarılan tüm kolon ve çatı strüktürü, bu onarım işlemi tamamlandıktan sonra yerinde (sökülmeden) kumlama metodu ile pas, kir, yağ ve boyalarından temizlendi. Kumlama metodunun etkili olamadığı noktalarda elle fırça ve zımpara kullanılarak yüzey temizliği yapıldı. Oldukça zahmetli şekilde gerçekleştirilen bu metal yüzeyleri temizleme operasyonundan sonra maksimum 6 saatten fazla süre geçmemesine dikkat edilerek, tüm metal yüzeylerine ilk kat hava tabancası ile 80 mikron kalınlığında, çinko oranı yüksek ve korozyonu önleyici özel primer boya uygulaması yapıldı. İkinci kat 80 mikron kalınlığında primer boya tabakası fırça ile uygulandı. Metal yüzeyleri bu şekilde koruma altına alındıktan sonra 1 kat astar (15 mikron) 2 kat tamamlama boyası (30 mikron) uygulandı.
6- Çatı Örtüsü tüm işlevlerini yitirmişti.
Binanın ilk dönemlerinde inşa edilen bölümlerinde, çelik ya da ahşap çatı makasları ve aşıkları üzerine kiremit altı tahtalarının tamamının çürümüş ve kiremit çatı örtüsünü taşıma niteliklerini yitirmiş olduğu, yer yer çöktüğü, dolayısıyla yağmur sularının bina içine girdiği, ayrıca çatı örtüsü olarak kullanılan Marsilya tipi kiremitlerin de görev yapamayacak şekilde niteliklerini yitirdiği, çürüdüğü ve büyük bölümünün kırık olduğu saptandı.
Binanın son döneminde inşa edilen çelik strüktür büyük hol çatısında ve sundurmalarda kullanılan ondüle galvanize saç çatı örtüsünün tüm niteliklerini yitirerek çürüdüğü, paslandığı, yer yer delindiği ve göçtüğü saptandı.
Cam çatı fenerlerinin camları büyük bölümü kırılmıştı. Çatı olukları deforme olmuş ve görev yapamaz duruma gelmişti.
Tamamı iklimlendirilecek olan yapının çatı örtüsü ısı yalıtımı sağlayan ve orijinaline uygun malzemelerle değiştirildi.
Çelik ya da ahşap çatı strüktürü üzerine orijinaline uygun ve aynı boyut ve profillerde kiremit altı tahtası (tavan) monte edildikten sonra üzerine 6 mm kalınlığında taş yünü şiltelerle ısı yalıtımı yapıldı, alt kaplamaya monte edilmiş 80/50 mm kesitinde (hava boşluğu bırakacak şekilde) latalar üzerine 18 mm kalınlığında su kontplağı döşendi. Bu şekilde oluşturulmuş kiremit altı tabakası üzerine gereken açıklıklarda çıtalar çakılarak, orijinali ile aynı profillerde temin edilmiş olan Marsilya tipi kiremitler, galvanizli tellerle bağlanarak döşendi.
Oluklu galvanize çatı örtüsü malzemesi olarak, temin edilmesi oldukça güç koşullarda olan, alt ve üst yüzeyleri orijinali ile aynı ondülasyonda arası 60 mm poliüretan dolgulu sandwich çatı örtüsü panelleri temin edildi ve bu örtü özelliklerine uygun mahya, alt ve üst etek, baca dibi, kenar ve dip birleşme profilleri özel olarak imal edilerek kullanıldı. Çatı örtüsünün dış yüzeylerine orijinaline yakın renk, alt yüzeylerine mekanların genel atmosferine uygun renkler uygulandı.
Binanın çatısında gün ışığı alacak şekilde oluşturulmuş olan camlı çatı ışıklıkları (fenerleri) tamamen deforme olmuş olarak bulunmuştu.
Çatı örtüsüne ilave edilen yalıtım tabakalarının kalınlıklarının orijinal boyutlarında değişiklik yapılması zorunluluğu, tamamı iklimlendirilecek yapının ısı yalıtımı gereksinimi, çatı üstünden ve altından geçirilen klima kanalları güzergahları, binaya kazandırılan yangın önlemleri, vb de dikkate alınarak çatı fenerleri, bina orijinal gabarileri ve görüntüsü korunarak yenilendi.
Örneğin, binanın orijinalinde Büyük Hol Çatısı’nda imal edilmiş üçgen kesitli çatı ışıklığı cam taşıyıcı profillerinin (dekovil ray profilleri kullanılmıştı) tamamen yıprandığı saptanarak, orijinaline uygun profiller yeniden üretilerek kullanıldı. Bu işlem yapılırken, binanın yangına karşı korunması kapsamında bazılarının açılabilir olması sağlandı. Benzer şekilde, binanın 4. etapta inşa edilmiş çelik konstrüksiyon antrepo binalarının çatılarında kullanılmış, ay motifli ve çaprazlarında motifli göbekler bulunan demir korkuluklar yerlerinden söküldü, onarıldı, kumlama metodu ile yüzeyleri temizlendi, korozyon etkilerine karşı primer ve finisyon boya uygulandıktan sonra yerlerine yeniden takıldı. Bu işlem yapılırken, binanın yangına karşı korunması kapsamında bazılarının açılabilir olması sağlandı.
Binanın Büyük Holü çatısındaki kesik daire formunda çatı fenerleri orijinline uygun şekilde ve açılabilir kanatlı olarak yeniden imal edildi.
Orijinalinde çatı ışıklıklarında kullanılmış olan 3 ve 4 mm kalınlıktaki camlar, binanın ısı kayıpları ve diğer dış etkiler karşısında dayanıklılığının ve bina içindeki insanların güvenliğinin sağlanması dikkate alınarak, üst tabakası 6mm tempere ve gün ışığını mekan içine en iyi şekilde süzdürmek üzere renkli, ara boşluğu 12 mm, alt tabakası 6mm lamine ISI CAM olarak temin ve yerlerine monte edildi.
Orijinalinde galvanize saç olarak imal edilmiş çatı yağmur suyu oluklarının tamamı çift cidarlı ve içleri ısı köprüsü oluşturmayacak şekilde ısı yalıtımı yapılmış polyester malzeme ile imal edilmiş yağmur olukları ile değiştirildi.
7- Bina esas işlevinden farklı kullanılmasından ve yapılan tadilatlardan ötürü yıpranmıştı.
Fransız Gümrük Binası olarak ilk inşa edilen bina iç mekanlarında hafif malzemelerle yapılan bölme duvarı, asma tavan, ara (batar) kat, pencere doğramalarından dışarı çıkan soba bacası gibi ilavelere ek olarak, bir dönem ESHOT Bakım atölyesi ve hareket amirliği olarak kullanılmış olan bölüme zemin kat ve ara (batar) kattan kapılar açılmış olduğu.
Binanın II. Bölümü (A-C/32-41 aksları arası) antreponun bir dönemde askeri kışla olarak kullanılmasından ötürü bacalar ilave edildiği,
Aynı bölümün bir dönem Belediye otoparkı olarak kullanılmasından ötürü, araçların geçebilmesi için, orijinal taş söveli ve kemerli kapıların, araç geçişi için genişletilmek üzere kırıldığı,
Osmanlı Gümrük Binası bünyesinde inşa edilen depo bölümünün, askeri garnizon er yatakhanesi şeklinde kullanılması amacıyla tadilatlar yapıldığı, (pencere ve kapıların kapatılması, yeni kapı açılması, bölme duvarları ilavesi)
1954 yılında vukuu bulan yangından ötürü ahşap çatısı ve iç mekan tezyinatı yanarak yok olan Taş Binanın çatısının teras çatı olarak inşa edilmesi, bina içine trafo ve jeneratör yerleştirilmesi, binanın bölünerek içinde incir ağacı çıkan bir iç avlu yaratılması, Güney Cephesinin kapatılması (duvar örgü+sıva) iç mekan düzenlemelerinin Kuzey rıhtımına yönelik Garnizon fonksiyonlarına dönüştürülmesi)
T.D.İ. tarafından kullanılan 6. Bölümde bölme duvarları ilave edilmiş ve büyük bölümü hurda ambarı bir kısmı da otopark ve voleybol sahası olarak kullanılmaktaydı. Kuzey cephesinde taş söveli ve arkadlı kapı yıkılarak genişletilmiş ve arkasına jeneratör yerleştirilmişti.
Binanın özgünlüğü ve orijinali göz önünde tutularak ilave edilmiş bölümler kaldırıldı. Bundan doğan hasarlar orijinaline uygun olarak onarıldı.
8- Binanın mimari ögeleri değiştirilmiş ve yıpranmıştı.
Pencere ve kapıların taş sövelerinde kırık ve çatlaklar oluşmuştur. Bazıları sökülmüş ve kaybolmuştu. Pencerelerdeki demir korkulukların, demir kapılar üzerindeki döküm demir motiflerin büyük bölümü darbelere maruz kalmış, yıpranmış ve paslanmıştı. Moloz taş duvarla inşa edilmiş bölümlerdeki çatı ışıklıklarında kullanılmış ay motifli demir işlemeler deforme olmuş, bazılarının tamamı bazıların ise ay motifleri kaybolmuştu.
Çatı eteklerinde kullanılmış pik döküm, motifli alınlıkların bazıları yok olmuş, bazıları ise çatlamış ve yıpranmıştı Dairesel pencerelerdeki demir motifler çürümüş ve deforme olmuştu.
Bazı orijinal pencereler kapıya, kapılar da pencereye dönüştürülmüştü.
Binada yer alan tüm yok olmuş mimari ögeler orijinallerine uygun olarak yeniden imal edildi, yıpranmış ögeler onarıldı ve yeni duruma getirildi.
Özetlersek tüm bu müdahaleler sonucunda binanın ömrü 70-80 yıl uzatıldı.
“Öngörülen yeni işlev ve koruma-dönüşüm projesinin kapsamı ve amacı bu yapı ile örtüşüyor muydu?” şeklindeki sorunuzun son bölümünü cevaplamak gerekirse; binaya onarılması için yeni bir işlev kazandırılması kaçınılmazdı. Devletin bu gibi tarihi eserleri onaracak ve değerlerini koruyacak fonları yok denecek kadar kıt. Oysa ülkemiz mimarlık kültürel mirası bakımından çok zengin. Belki de dünyanın en zengini. Anadolu toprakları üzerinde yaşama şansına sahip olmaktan dolayı sevinç ve onur duymalıyız. Ülkemizde geçmişimizi günümüze yansıtan kültür varlıklarının korunması ve gelecek nesillere aktarılması bilinci son 20 yıl içinde ortaya çıktı ve ivme kazanarak gelişiyor. Bu gelişme toplumumuz için sevindiricidir.
Bundan önceki dönemlerde toplumumuzu oluşturan bireylerin ve onların seçtikleri temsilciler ile devletimiz ve onun atadığı temsilciler tarihi vasfa sahip binalara yeterli duyarlılığa sahip değillerdi. Bu nedenden ötürü çok büyük sayıda mimari eser bakımsız kaldı ve yitirildi. Ayakta duranlar hoyratça kullanıldığından özgünlüklerini büyük ölçüde kaybetti.
Yitirilenlerin yanında bakımsızlıktan viraneye dönüşmüş ve yıkılma aşamasına gelmiş birçok tarihi bina, bunları korumaya duyarlı kesim tarafından onarılıyor ve restore ediliyor. Kurtarılan binaların büyük çoğunluğunda işlevsel değişiklikler yapılması, bunları insanların çağdaş gereksinimlerine uygun duruma getirilmesi ile mümkün olabiliyor.
Nitekim çok sayıda ve çeşitli tarihi eserlere sahip gelişmiş ve zengin Batı ülkelerinde (Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya vb) olanaklarının fazlalığına rağmen Devletlerin mali gücü tüm eserleri onarmaya yetmediğinden yeni bir kavram ortaya çıktı. Revalorizasyon (yeniden değerlendirme) ile tarihi binalara çağımızı yansıtan bir anlayışla yeni çağdaş kullanışlar kazandırılması yoluyla korunması yolu giderek geniş bir uygulama alanı kazanıyor.
Bu gelişmeler sürecinde özenli ve köklü bir onarım, yenileme ve restorasyon gerçekleştirmiş olmanın, binanın orijinal durumunun deforme edildiği bir süreci durdurmuş ve binanın ömrünü en az 70-80 yıl uzatmış olmanın, binaya eski ile yeninin kolayca ayırt edilebildiği yeni bir cehre kazandırmış olmanın ben ve bu çalışmalara katılan ekibim bunun gururunu taşıyoruz.
Binaya kazandırılan yeni işlevler çerçevesinde yapılan tüm düzenlemeler binanın esas bünyesini deforme etmeyecek, zedelemeyecek nitelikte ve geri dönüştürülebilir şekilde tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir.
|